Zirvedeki puan kayıpları ve Beşiktaş için Gaziantepspor deplasmanında yaşanılan mağlubiyetin telafisi anlamındaki Sivasspor müsabakası istenilen sonuçla bitmedi ve böylelikle altıncı haftayı şampiyon olmuş takımlar kazanamayarak geçti. Sivasspor dördüncü kez kalesinde gol görmezken; toplamda da yediği dört golle, geçen sezon yenilen dokuz golden uzak bir görüntü sergilemeye devam etti. Beşiktaş ise bu sezon ilk kez gol atamadı.
Blogun açılışından beri ilk Beşiktaş yazımız bu maça kısmet oldu. Genel olarak; sezon başı itibariyle rahatlıkla söyleyebiliriz ki, Samet Aybaba kısa bir süre içerisinde büyük yol aldı. Bu taktik varyasyon, oyuncu tercihleri gibi futbolun belli başlı ifadelerinden görülebiliyor. Portekizlilerin sayısını azaltan Beşiktaş, artık belli bir düzen içerisinde. Daha bir bütün, daha bir takım görüntüsü. Buna yönelik yapılan transferlerin de gayet sonuç verdiği ortada, nokta atışı. Ama bu değişim sürecinde inişler, kopmalar olacaktır. Önemli olan bunları azami miktarda tutabilmek, kırılma anlarını artıya dönüştürebilmek. Örneğin; Gaziantep deplasmanında gelen maçı kaybetmeleri ilk kırılma noktası halini aldı. Üstüne gelen Sivasspor mağlubiyeti ile, Kadıköy deplasmanı şimdi bir kat daha önem kazandı.
Samet Aybaba, kaybedilen Gaziantepspor maçından tek değişiklik ile maça başladı. Hangi ruh haliyle penaltıya neden olan hareketi yaptığını hala anlamadığımız Sivok yerine, yeni transferlerden Escude vardı. Escude vardı ama Galatasaray maçında olduğu gibi, bu maçta da öyle kadroyu kapacak bir görüntü içerisinde değildi. İbrahim Toraman- Sivok ikilisi, ideal görünmeye devam ediyor. Sivasspor cephesinde ise Rıza Çalımbay, sezona iyi giren Kasımpaşa'yı yenen takımdan üç kişiyi değiştirmişti. Rajnoch- Doğa Kaya ve Grosicki kenara gelirken, yerlerinde Kadir Bekmezci- Adem Koçak ve Cerny vardı. Bu aynı zamanda; Adem ve Cerny için bu sezon ilk kez 11 şansıydı.
Beşiktaş için sezonun kilit noktalarından biri, takımın bir bütün olarak hareket etmesi. Bunun içinde; ön alanda pres yapılırken arada boşluk oluşmaması, defansif ve ofansif oyuncuların birbirini sürekli tamamlaması gerekiyor. Bu sağlanmadığı zaman, Beşiktaş'ın oyun kalitesi bir seviye alt düzeye iniyor. Rakip Sivasspor olsun, Gaziantepspor olsun önemli değil; alanlar verilmeye başlanıyor. Hatta 3-0 kazanılan SB Elazığspor maçında bile veriliyor. Sivasspor'a karşı da özellikle ikinci yarıda olmak üzere alanlar verildi ama bu sefer sorun ön alanda baskıyı etkin yapamamak oldu. İş sadece duran toplara kaldı. Tabii iki kişinin topa dokunup, üçüncü bir ismin topa vurması şeklinde değil. Bu tarz duran toplar, ilk görmeye başladığımız andan itibaren taraftarı olduğumuz bir yöntem olmadı. Hele de sonunda Uğur Boral'ın yaptığı saçma hata, bu duran topu iki kat değersizleştirdi.
Kadir ligin çift yönlü olarak en etkili oyuncularından biri; yukarıdan aşağıya liste yapılsa, Türk rotasyonu içinde Selçuk İnan'dan sonra kafaya da oynayabilecek durumda. Yanına da topu kullanmayı bilmesinin yanında defansif özellikleri de olan Adem'in gelmesi, şüphesiz Sivasspor orta sahasını oldukça güçlendirdi. Bu maçta da alan paylaşımı konusunda, önlerindeki Aatıf'dan aldıkları destek ile oldukça başarılıydılar. Böyle olunca; orta sahadan top çıkaran Fernandes etkili olamadı, Veli Kavlak pek görünmedi. Geçen maçlarda görünmeyen Necip Uysal ise, gözlerin diğer oyuncularda olmasını kullanıp ufak ufak parıltı verdi.
Bu ön alanda baskı kuramayıp, top geçirilemeyişini ikiz kuleleri ileri atarak çözmeyi planlayan Beşiktaş aslında iyi düşünse de; bu anlarda havadan oyunu fazla denememesi eksi bir gelişme oldu. Oysaki; Almeida iki kere ve Batuhan bir kere top geldiğinde toplara da iyi yükselip, bitirememişlerdi.
Sivasspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sivasspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2 Ekim 2012 Salı
3 Eylül 2012 Pazartesi
Sivasspor 0-0 Fenerbahçe l Çift Forvet
Hafta içinde Spartak Moskova'ya karşı aldığı beraberlikle Şampiyonlar Ligi gruplarına kalamayan Fenerbahçe, Sivas deplasmanında da benzeri bir sonuca imza attı ve golsüz biten maç ile birlikte camiayı tekrar ayağa kaldırma fırsatını elinin tersiyle itmiş oldu. Sorunları rafa kaldıracak, takımın önüne ışık tutacak kritik sınavda sergilenen oyun ise yine tam not alamadı. Ayağa kaldırma işi de haliyle yapılma ihtimali olan transfere kaldı. Bu yeni oyuncunun sahaya koyacağı niteliğin konumu, sezonun geri kalanı adına tamam ya da devam diyecek türden noktasında. Kafa olarak futbolcular birini arıyor; görünmese de, ister istemez görüyorlar. Futbolcuların bu ruh haline döndüğü noktada, milli maç arasının gelmesi de büyük şans doğrusu ve şimdi önlerinde bir nefes, bir soluklanma fırsatı var.
Fenerbahçe, Moussa Sow gibi kaliteli ayak yine sol kanada hapis kalacak diye düşündüren ilk 11 ile sahadaydı. Bunun böyle olmadığını ise maçın başlama düdüğüyle birlikte anladık. Çünkü Fenerbahçe, çift forvet oynuyordu. Diziliş olarak 4-2-3-1'den, net bir şekilde 4-3-1-2'ye dönmek; takımın boyunu da kısaltmıştı ama kafalarda çok başka şeylerin olması ve ilerleyen dakikalarla yorgunluğun da bastırmasıyla, istenen gol bir türlü gelmedi. Aykut Kocaman'ın yaptığı değişikliklerle de, eski sisteme yeniden dönüldü.
Çift forvetli sistemde Fenerbahçe gol bulamamış olmasına rağmen, bazı şeyleri yerine oturtmuş gibiydi. Bunun en güzel örneği de; Gaziantepspor ve Spartak Moskova maç yazılarında belirttiğimiz gibi, yeni bir oyuncunun gelmemesi halinde Mehmet Topuz'un merkeze kaydırılması ve Mehmet Topal'ın Fenerbahçe forması altında en iyi oyununu kanatlara yayılarak oynaması gerçeği olarak göze çarpıyordu. Üçlü orta sahanın merkezinde Selçuk Şahin, sağ yanında Mehmet Topuz ve sol yanında Mehmet Topal ile maçın başlaması da bu doğrultuda çok olumlu bir gelişme oldu. Bunun sahadaki yansıması ise; tam not verilecek türden olmasa da, geçtiğimiz maçlara oranla hücuma daha rahat çıkan bir Fenerbahçe'ydi.
Hücuma rahat çıkan Fenerbahçe, bundaki çabukluğu ve isabeti ise; kuşkusuz takımın boyuna ve aynı tipte oyuncuların, aynı göreve verilmemesine borçlu. Dirk Kuyt ve Sow hareketli olunca, bu canlılık Sivasspor savunmacılarının yerleşmesini ciddi bir şekilde bozdu. Ancak Alex'in formsuzluğu, bu ikilinin şanssızlığı oldu. Sistemin şanssızlığı da, bekler ve çabuk düşen kondisyon oldu. Bütün sahayı kullanması beklenen bekler, sadece Hasan Ali Kaldırım'ın bir kere gelmesiyle çalıştı. Onda da Alex, kafa vuruşunu kaleciye nişanladı.
Bu yeni sistemin denendiği dakikalar içinde, savunma olarak da Fenerbahçe'nin fazla sıkıntı çekmediğini söyleyebiliriz. Özellikle Gaziantepspor'a karşı verilen pozisyonlar göz önüne alınırsa; Sivasspor'a bu sistem dahilinde verilenler, sadece bireysel hatadan kaynaklı top ile çıkamamak olarak gözükecektir. En önemlisi de Gökhan Gönül'ün topu uzaklaştıramayıp, Aatıf'ın önünde kalan toptu zaten. Peki neden bu sistemden vazgeçildi, eski sistem geri döndü? İşte o da büyük bir soru işareti olarak kalacak, çünkü oyun içinde açıklamasını biz hiç bir şekilde bulamadık. Oyuncu değişikliklerinden sonra, Fenerbahçe'nin yediği ciddi baskı da bizleri destekler nitelikteydi.
Ev sahibi Sivasspor ise, geleneksel dizilişiyle sahadaydı. Kanatlardan biri uzak forvet, merkezde de üç mücadeleci oyuncu olmak üzere; 4-2-3-1. Fenerbahçe'nin oyuncu değişikliğine kadar da, oyunu geride kabul eden anlayış. Bu noktada, hızlı bir Kamil Grosicki'nin varlığını aradılar. Yeni transfer Aatıf, teknik ama devamlılığı zayıf bir görüntü içindeydi. Takımın en ileri ucundaki Eneramo ise; yazı kulüp aramakla geçirmesine rağmen, çok diri ve sürekli kanatlara açılıp top alması olsun, ikili mücadelelerde Yobo- Egemen Korkmaz ikilisini yıpratan görüntüsü olsun gayet olumlu bir oyun oynadı.
Sivasspor: Milan Borjan, Uğur, Erhan, Navratil, Ziya, Doğa (70 Rajnoch), Kadir, Pedriel (72 Grosicki), Erman Kılıç (89 Murat Akça), Aatıf, Eneramo
Fenerbahçe: Mert Günok, Gökhan, Egemen Korkmaz, Yobo, Hasan Ali (85 Semih Şentürk), Mehmet Topal, Selçuk, Mehmet Topuz (70 Caner), Alex (70 Stoch), Kuyt, Sow
Fenerbahçe, Moussa Sow gibi kaliteli ayak yine sol kanada hapis kalacak diye düşündüren ilk 11 ile sahadaydı. Bunun böyle olmadığını ise maçın başlama düdüğüyle birlikte anladık. Çünkü Fenerbahçe, çift forvet oynuyordu. Diziliş olarak 4-2-3-1'den, net bir şekilde 4-3-1-2'ye dönmek; takımın boyunu da kısaltmıştı ama kafalarda çok başka şeylerin olması ve ilerleyen dakikalarla yorgunluğun da bastırmasıyla, istenen gol bir türlü gelmedi. Aykut Kocaman'ın yaptığı değişikliklerle de, eski sisteme yeniden dönüldü.
Çift forvetli sistemde Fenerbahçe gol bulamamış olmasına rağmen, bazı şeyleri yerine oturtmuş gibiydi. Bunun en güzel örneği de; Gaziantepspor ve Spartak Moskova maç yazılarında belirttiğimiz gibi, yeni bir oyuncunun gelmemesi halinde Mehmet Topuz'un merkeze kaydırılması ve Mehmet Topal'ın Fenerbahçe forması altında en iyi oyununu kanatlara yayılarak oynaması gerçeği olarak göze çarpıyordu. Üçlü orta sahanın merkezinde Selçuk Şahin, sağ yanında Mehmet Topuz ve sol yanında Mehmet Topal ile maçın başlaması da bu doğrultuda çok olumlu bir gelişme oldu. Bunun sahadaki yansıması ise; tam not verilecek türden olmasa da, geçtiğimiz maçlara oranla hücuma daha rahat çıkan bir Fenerbahçe'ydi.
Hücuma rahat çıkan Fenerbahçe, bundaki çabukluğu ve isabeti ise; kuşkusuz takımın boyuna ve aynı tipte oyuncuların, aynı göreve verilmemesine borçlu. Dirk Kuyt ve Sow hareketli olunca, bu canlılık Sivasspor savunmacılarının yerleşmesini ciddi bir şekilde bozdu. Ancak Alex'in formsuzluğu, bu ikilinin şanssızlığı oldu. Sistemin şanssızlığı da, bekler ve çabuk düşen kondisyon oldu. Bütün sahayı kullanması beklenen bekler, sadece Hasan Ali Kaldırım'ın bir kere gelmesiyle çalıştı. Onda da Alex, kafa vuruşunu kaleciye nişanladı.
Bu yeni sistemin denendiği dakikalar içinde, savunma olarak da Fenerbahçe'nin fazla sıkıntı çekmediğini söyleyebiliriz. Özellikle Gaziantepspor'a karşı verilen pozisyonlar göz önüne alınırsa; Sivasspor'a bu sistem dahilinde verilenler, sadece bireysel hatadan kaynaklı top ile çıkamamak olarak gözükecektir. En önemlisi de Gökhan Gönül'ün topu uzaklaştıramayıp, Aatıf'ın önünde kalan toptu zaten. Peki neden bu sistemden vazgeçildi, eski sistem geri döndü? İşte o da büyük bir soru işareti olarak kalacak, çünkü oyun içinde açıklamasını biz hiç bir şekilde bulamadık. Oyuncu değişikliklerinden sonra, Fenerbahçe'nin yediği ciddi baskı da bizleri destekler nitelikteydi.
Ev sahibi Sivasspor ise, geleneksel dizilişiyle sahadaydı. Kanatlardan biri uzak forvet, merkezde de üç mücadeleci oyuncu olmak üzere; 4-2-3-1. Fenerbahçe'nin oyuncu değişikliğine kadar da, oyunu geride kabul eden anlayış. Bu noktada, hızlı bir Kamil Grosicki'nin varlığını aradılar. Yeni transfer Aatıf, teknik ama devamlılığı zayıf bir görüntü içindeydi. Takımın en ileri ucundaki Eneramo ise; yazı kulüp aramakla geçirmesine rağmen, çok diri ve sürekli kanatlara açılıp top alması olsun, ikili mücadelelerde Yobo- Egemen Korkmaz ikilisini yıpratan görüntüsü olsun gayet olumlu bir oyun oynadı.
Sivasspor: Milan Borjan, Uğur, Erhan, Navratil, Ziya, Doğa (70 Rajnoch), Kadir, Pedriel (72 Grosicki), Erman Kılıç (89 Murat Akça), Aatıf, Eneramo
Fenerbahçe: Mert Günok, Gökhan, Egemen Korkmaz, Yobo, Hasan Ali (85 Semih Şentürk), Mehmet Topal, Selçuk, Mehmet Topuz (70 Caner), Alex (70 Stoch), Kuyt, Sow
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




